Operations Management Suite Part 1 – Hibrit Bulut Nedir

Bu makale serisinde Microsoft’un yeni bulut tabanlı yönetim platformu olan Operations Management Suite’i inceleyeceğiz. OMS aslında Microsoft’un son yıllarda öne çıkardığı Hibrit bulut yaklaşımının en önemli bileşenlerinden birisi olmaya aday.

Ancak Operations Management Suite detaylarına girmeden önce ilk bölümümüzde Vendor bağımsız Hibrit bulutun ne olduğunu, altyapı ve uygulama geliştirme süreçlerine katkısı, getirdiği artıları ve ayni zamanda ortaya çıkardığı problemleri inceleyelim. Ardından OMS’in bu mimari içerisinde nerede durduğuna daha yakından bakıyor olacağız.

Sanırım sanallaştırma furyasından beri sektör bu denli yoğun bir dönüşüme maruz kalmamıştı. Bulut bilişim hayatımıza girdiğinden beri gerek işletmeler, gerek bilişim teknolojileri yöneticileri gerekse teknoloji üreticileri bu dönüşüme ayak uydurmaya, müşteri ihtiyaçlarına en uygun çözümleri sunmaya çalışıyor. Burada bahsettiğimiz müşteri kavramı herkes için geçerli. Bir banka için müşterileri banka hizmetlerini alan kişi ve kurumlar olabilirken teknoloji üreticileri için müşteri bankanın kendisi olabiliyor. Ayni şekilde müşterileri kendi iç departmanları olan tonlarca işletme de bulunuyor. Bu senaryoların hepsinde temel amaç değişen ve gelişen is ihtiyaçlarına teknolojik açıdan hızlı ve esnek çözümler üretebilmek, artan rekabetçi ortamda geride kalmamak ve hizmetleri geleneksel yöntemler yerine yenilikçi yöntemler ile daha hızlı, güvenli ve esnek şekilde sunabilmek. Bunun yanında benim bugüne kadar edindiğim gözlemlere göre bilişim yöneticilerinin bir diğer hedefi de farklı is kaynaklarının tamamı için öngörülebilirlik (predictability) ve tutarlılık (consistency) in öncelikli hale getirilmesi.

Aslında bulut teknolojileri bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde en önemli araçlardan birisi oldu. Belki de bulut teknolojisi sayesinde organizasyonlar ve yöneticiler kendilerine bu denli zorlayıcı hedefleri rahatlıkla koyabilmeye başladılar. Su an dünya üzerindeki rekabetçi piyasalara bakıldığında işletmelerin bulut bilişimin faydalarını özümsediklerini ve bunun geleceğin platformu olduğunu anladıklarını görebiliyoruz. Birkaç yıl öncesine kadar şirketler geleneksel bir veri merkezinde is yüklerini barındırmaya devam etmek yada Public/Private Cloud mimarilerine geçmek arasında kalırken artık bu aşamanın geçildiğini ve farklı bulut teknolojilerinin harmanlanıp en uygun custom modellerin uygulanmaya çalışıldığını görebiliriz.

İşte bu noktada Hibrit bulut mimarisi bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor.

Hibrit bulut mimarisi aslında geleneksel veri merkezi ve bilişim süreçlerini yukarıda bahsettiğimiz bulut bilişimin farklı yaklaşımları ile harmanlayarak en uygun çözümün ortaya çıkarılmasıdır. Peki, Hibrit bulut mimarisinde bulut bilişimin hangi farklı yaklaşımlarını kullanabiliriz? Bu noktada birçoğunuzun hakim olduğu aşağıdaki yaklaşım/türler kullanılıyor.

  • Private Cloud
  • Public Cloud
  • Managed Cloud

Bu üç turun detaylarına girmeyeceğim. Eminim farklarını ve detaylarını inceleyen birçok yazı okumuş, sunum incelemişsinizdir. Benim asil bahsetmek istediğim ise bu farklı bulut türlerinin, geleneksel bilişim teknolojileri ile nasıl harmanlanabileceği.

Bana göre bu harmanlamadan organizasyonunuz için başarılı sonuç çıkarabilmenizin en önemli kriteri günün sonunda yönetilen veya servis edilen tüm hizmetlerin sanki tek bir altyapı için tasarlanmış gibi davranabilmesidir. Eğer Hibrit bulut mimarisi ile birlikte uygulama geliştirme yada altyapı süreçlerinizde farklı ortamlar ve entegrasyon noktasında öngörülemeyen problemler nedeni ile ulaşılmak istenen sonucu elde edemiyorsanız Hibrit bulut mimarisi sizin için uygun olmayabilir yada Hibrit bulut mimarisi sizin için düzgün konumlandırılmamış olabilir.

Yukarıdaki sorun aslında Hibrit bulut mimarilerinde sıklıkla karşılaşılan problemlerin başında geliyor. Henüz uygulamaların gerçekten Hibrit bulut için uygun olup olmadığına dair bir assessment gerçekleştirilmeden, yüzlerce uygulama içerisinde hiçbir native cloud uygulamaya sahip olmadan ve entegrasyon noktasında yeterli planlama yapılmadığı için sonuç hüsran olabiliyor.

Hibrit bulut mimarisinde hem kendi veri merkezinizdeki kaynakları hem de farklı veri merkezlerindeki kaynakları es zamanlı olarak kullanabilmeniz ve uygulamalarınız da bu yapıya adapte olup sanki homojen bir ortamda çalışıyormuş gibi performans, geliştirme, test ve benzeri süreçlerde “en azından” eskisi kadar sorunsuz hizmet vermeye devam ediyor olmaları gerekiyor.

Tabii ki bu “en azından” isimli sureci tamamlayıp Hibrit bulut mimarisinden daha fazla faydalanma aşamasına da geçilmesi gerekiyor. Yine uygulama bazlı bakacak olursak uygulamalarınızın gerekli esnekliğe sahip olabilmesi ve uygulama kodunun bir ortamdan diğerine rahatlıkla taşınabilmesi gerekmektedir. Böylece örneğin bir public cloud servisinde PAAS kullanılarak uygulama geliştiricileriniz, kendileri için gerekli altyapıyı saniyeler içerisinde ayağa kaldırabilir, uygulamaları çok hızlı şekilde üretim ortamında kullanılacak duruma getirebilirler. Ancak günün sonunda bu uygulamanın sizin geleneksel veri merkeziniz içerisinde çalışması ve iç kullanıcılara hizmet verebilmesi gerekmektedir. Bu sebepten de test süreçlerini tamamlayan uygulama geliştiricilerin ayni kodu rahatlıkla private cloud yada geleneksek veri merkezine taşıyabilmeleri zorunluluğu doğuyor. Eğer bu işlem için yazılımcıların uygulama kodunun mimarisini tekrardan değiştirmeleri gerekiyor ise ne yazık ki bu göze alınmayacak bir efor olacaktır. Bulut mimarisinin getirdiği hız ve esneklik uygulama üretim ortamına taşınamadan kaybedilecektir.

Aslında bu esnekliği ve farklı mimariler arasında taşınma işlemini container teknolojileri ile rahatlıkla gerçekleştirebilirsiniz. Bu yüzden container teknolojisi özellikle Hibrit bulut mimarileri için halen yükselen eğilim olmaya devam ediyor.

Hibrit bulut ile ilgili ayrı bir makale serisi yazılabilir. Güvenlik, esneklik, gözlemlenebilme, DevOps, Automation vb farklı süreçlerin doğru şekilde uygulanması ve sonuç alınması gerekiyor.

Operations Management Suite ise Microsoft’un Hibrit bulut mimarisinin temel bileşenlerinden birisi olarak öne çıkıyor. Var olan System Center yatırımlarınızı public cloud servisleri ile entegre ederek tam bir Hibrit bulut yönetim çözümü sunuyor.

Bir sonraki yazımızda Operations Management Suite detaylarına giriyor olacağız.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

− 2 = 3